SONUÇTA NE KALDI BANA
İnsanlar tercihlerini yaşarlar. O tercihlerin sonuçlarını kabullenemeyenler, yaşamlarının adamı sayılır mı? Oyun sürerken karar verenlerin, sonuç karşısında şaşırma, hatta hüsrana uğrama durumları hep olur. Olacaktır.
Geçen hafta bir dost avukat hemen herkesin, beni gören herkesin söylediği sözcükleri haykırdı:
- Ah Tuncay ah… Milletvekili olacaktın!
Ben teklifi reddederken o yan odadaydı.
Bunu çok düşündüm. Tercihim doğru mudur? Milletvekilliğini kabul etmeyerek yanlış mı yaptım?
Oyun devam ederken erken karar vermeyelim. Tercihimin nedenleri, kararım doğruydu. Sonuç mu? Onu “SON” yazdığında konuşuruz.
Ama yaşadıklarımdan öğrendiğim şey haklılığımdır.
Bu ülkede halkçılık tüketilmiştir. Millet olmak, birey olmak, halktan olmak en aşağılık şey; seçilmiş veya atanmış olmak en değerli iştir. Ayaklar baş olmuş.
Olayların bugünü için erken karar vermek, karamsarlık, çaresizlik ve BİZ’i sindirmek isteyenlerin psikolojik savaşına başarı sağlatmak dışında hiçbir şeye yarar sağlamaz.
Bugün bugündür. Dün dündü. Yarın… Yarın da yarın olacak.
Tarih bilimi ve felsefe bize ekonometrik olarak sosyal olayları analiz etme olanağı veriyor. Buna “Gelecek Bilimi” diyoruz. Ben 2004 sonrası mücadelemin nedenlerini ve yaptıklarımı biliyorum. Aranızda bunu bilmeyen var mı?
Kanaltürk, Cumhuriyet mitingleri, STK’lar ve Yeni Parti.
Kanaltürk ve Cumhuriyet mitingleri, yobaz faşizminin Türkiye’yi teslim almasına duvar olmuştur. STK’lar Türkiye’nin bu mikroplara karşı direncini oluşturmuştur. Yeni Parti bunlarla Süne-Kımıl mücadelesi yapar gibi mücadele edecek güç olacaktır.
Şimdi, 20 Temmuz’da dava başlıyor ya, taşlar bağlı olduğu için havlayan mikroplar çalışmalarına başladılar:
- Tuncay Özkan Kanaltürk’ü 25’e değil 52’ye sattı.
Bak sen! Hemen Zekeriya ÖZ’e koş. O bulamadı 2 kamyon dolusu parayı nereye koyduğumu, sen bulduğuna göre bir madalyayı hakettin. Benden sana söz o parayı bul, ben sana vereceğim. Sana o haberi veren asalakla Bodrum’da yersin.
Anam su uyur düşman uyumaz der. Haklı. Patentli düşmanım diyor ki, Akın İpek’le konuştum… Sonra sıralıyor zırva ve iftiralarını. İddianame ve bilanço okuma özürlüsü. Neymiş benim bu aslı yok paramın öyküsü: Akın İpek ile gizli anlaşma yapmışım. Bak sen. Akın kim? Fethullahçı. Satın alışı borsaya bildirme zorunluluğu olan, kayıtları ortada işadamı. Patentli düşman onunla konuşuyor, herşeyi konuşmuş bir tek “Sen bu kanalı 25’e mi 52’ye mi aldın konuşmamış! Güldürmeyin beni. Oradan aldığı yanıt belli. Şimdi ne yapmak istiyorlar da hareketlendiler?
- 25 nasıl 52 oldu? Olur mu? Olmaz.
- Dedikodu yazarı bunlar yazdırılmasa yazar mı? Yazmaz.
- Kanaltürk’ün mali tablosunun bir kısmı neden yüzüncü kez yazılır? Yazılır mı? Yazılmaz.
- Tuncay Özkan yalan söyler mi? Asla! Neden? Yalansız yaşamaya yeminli de ondan. Amaçları ne? 20 Temmuz’da Silivri yürüyüşünü kesmek.
Bunun yanıtını 20 Temmuz’da Silivri’de vereceğiz. Hem de BİZ’e yakışır şekilde. İyi de sorumuz neydi?
- Sonuçta ne kaldı Tuncay Özkan’a?
Yüreğinden, vatan, namus, ahde vefa sevgisinden, aşkından başka hiçbir şeyi olmayan adamın elinde kalanlar:
- Yüreği
- Vatan,Namus, Ahde vefası.
- Aşkı
Yobaz kalkışmaları kursağında kalanlar; Kanaltürk, Cumhuriyet mitingleri ve Tuncay Özkan tarafından durdurulup püskürtülenlerin zaferi Çanakkale’yi geçemeyip, İstanbul’a demirleyen işgal güçlerinin zaferidir. Geldikleri gibi giderler. “SON” yazmadan bitti demeyin. Her sonun bir başlangıcı vardır. 20 Temmuz’da görüşürüz Silivri’de.
Tuncay ÖZKAN
08.07.2009
2628 defa okundu